Anasayfa
E-posta

 Biz, Yurtsever Eğitim Emekçileriyiz...

 

Hamurumuz insan... İnsanı yoğuruyor, değiştiriyor, biçimlendiriyoruz. Tarihin öznesi, yani insanı biz oluşturuyoruz bir nevi. Bu sorumluluk, son dönemde daha fazla yük bindiriyor omuzlarımıza. "Daha fazla" diyoruz çünkü her taraftan kirlilik bulaşıyor toplumun tüm dokusuna. Bu, öğrencimizi de velimizi de bizi de etkilemeye çalışıyor.

Öğretmeni bölüyor bir taraaftan. Kadrolu, sözleşmeli, ücretli, uzman, başöğretmen... Bölüyür çünkü bu bölünmüşlükten bir sınıf doğamayacağını biliyor.

 

Örgütsüzleştiriyor bir taraftan. Sınıfsal kazanımların, hakların örgütsüz bir topulumdan çok rahat geri alınacağını biliyor.

 

Metalaştırıyor bir taraftan. Yaşam standartlarını daha kötü hale getirdiği öğretmene "eğitimi sat, paralılaştır" diyor. "Öğrencinle arana ticari ilişki sok, o senin ve okulun müşterisi" diyor.

 

Öğrenciyi bölüyor bir taraftan. “Bu bir yarıştır, yanındakini ezmezsen yükselemezsin” diyor. “Dayanışma yok yarışma var, sadece kendini düşün” diyor.


Öğrenciyle birlikte tabiî ki veliyi de bu yarışın içine sokuyor. Diğer taraftan bir anne-babanın en zayıf noktasının çocukları olduğunu biliyor. “Çocuğunun iyi okulda okumasını istiyorsan bastır parayı.” diyor.

“Yeni” müfredatıyla müdahale ediyor bir taraftan. Bireyci, kafası piyasa koşul ve ihtiyaçlarına uygun, sorgulamayan, hemen kabullenip itaat eden, kaderci bireyler yetiştiriyor. Tüm çarpıklıkları değişmez kurallar olarak kabullensin, o da çarklarda yerini alsın istiyor.

Devlet okullarını niteliksizleştiriyor bir taraftan. Kaynak aktarmıyor, desteklemiyor, çürümeye terk ediyor. “Veliden toplayın parayı, döndürün çarklarınızı”, daha açık ifadeyle “kurun işletmenizi” diyor. Okul müdürü patron, öğretmen tüccar veya tahsildar, veliler ve öğrenciler de müşteri. Görev dağılımı çoktan yapılmış. Kaynağın aktarıldığı yerler ise özellikle tarikat bağlantılı özel okullar, kolejler vs...

Tüm toplumu çürütüyor aslında. İnsanlığa hakaret sayılan bu durumun kabullenilmesinin ve devamının sağlanmasının ancak değerleri çürütülen bir toplumda mümkün olacağını biliyor. Çevremizden duyduğumuz veya bizzat yaşadığımız olaylar da aslında bu çürümenin birer sonucudur. Öğretmenin özel ders aldıramadığı öğrencilerine üvey evlat muamelesi yapması, okulda aidat ödemeyen öğrencilerin rencide edilmesi, bazı okulların satışa sunulması, öğretmenlerin derslerde kamerayla izlenmesi, okul kayıtlarında istenen fahiş miktarda kayıt paraları, kayıt parası veremeyen velilerin okulu temizlemeleri vs... Bunlar sadece birkaç örnek. Benzer durumlar sağlık ve diğer alanlarda da yaşanmaktadır ve temel sebep bellidir.

Biz, Yurtsever Eğitim Emekçileri olarak Emperyalizme Karşı Yurtsever Cephe’nin çağrısıyla bir araya geldik. Tüm öğretmenleri, öğrencilerimizi ve velilerimizi eğitimin paralı hale getirilmesine, örgütsüzlüğe, gericiliğe ve emperyalizme karşı sesimizi yükseltmeye, gücümüzü büyütmeye çağırıyoruz.